İlkokuldayken akşam yemeklerinden sonra annemle bir saat yürüyüşe çıkardık. Bu yolculuklarda anneme o kadar çok hikaye anlatırdım ki. Simbadlar, ejderhalar, ninjalar, cüceler, kovboylar, uçan ağaçlar, konuşan duvarlar ve yürüyen uçaklar(!) Annemin benden bıktığına eminim. Düşünsenize her akşam ve heeeer akşam tam bir saat boyunca hiç durmadan hikaye uyduruyordum!⁣

Annem; ‘’Bunları nereden buluyorsun?’’ derdi. ‘’Kafanın içinde neler var öyle?’’ derdi. ‘’Annecim sus artık.’’ derdi. Ve nihayetinde ‘’Oyy Munise oyy’’ derdi. :(⁣

Bende;⁣
-Ama anne dur sonra n’olmuş biliyon mu? :)⁣

diye diye, dur durak bilmeden kadının kafasını ütülemeye devam ederdim.


Yazının devamı için Medium‘a bekleniyorsun.

Fotoğraf

New York City, 1974 © Joel Meyerowitz