Malumunuz Victor’cum Hugo okumaya başladım. Kitapta bir cümlenin altını çizdim.

‘’Hiçbir zaman terk edilmemek, o tatlı kamışa yaslanmak, ellerinizle tanrıya dokunup onu kollarınızın arasına almak; elle tutulabilir bir tanrıyla bütünleşmek, ne büyük bir mutluluk kaynağıdır.’’

Şimdi sanki az önce Caramio yemiş ve bunun hazzını ifade edercesine söylenen bir cümle tasvir edin.

‘’Ben az önce Caramio yedim çok lezzetliydi.‘’

Tıpkı bunun gibi annemin ben kendimi bildim bileli keyifle kurduğu bir cümle vardır;

‘’Ben Allah’ın rahmetini elimle tuttum, gözümle gördüm.’’

Bu cümlenin bedende bir etkisi olsaydı kesinlikle daha henüz yutulmuş Caramio olurdu. İtiraz kabul etmiyorum.

Allah’ı öyle seviyor ve ona öyle çok güveniyordu ki, inanmıyor olsan inanasın gelirdi onun Allah’ıyla tanışmak için can atardın. Annem yaratıcısına dokunup, onu kollarının arasına mı alıyordu? Bunu nasıl yapıyordu? Ne kadar badire atlatırsa atlatsın her daim gülümseyebilmesinin sebebi bu muydu?

Muhteşem burnunu bana vermediği için derin üzüntü içindeyim ama ona benzeyen her davranışım için şükrediyorum. Biraz bile anneme çektiysem; Ah ne kadar talihliyim, çok mutlu bir ömür süreceğim.

Şu an bu kitap gibi konuşan şeker kadınla aramda Kuzey Atlantik Okyanusu var. Fakat, Ah arkadaşlar bakın hepiniz şahitsiniz ona kavuştuğum zaman bir buçuk metrelik vücudunda ısırmadık hiçbir yer bırakmaycağım. Annem bir metre kalacak. Yicem onu.

Yazının devamı için Medium‘a bekleniyorsun.

Fotoğraf